KKTC

Yakınları, Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş'ın bağımsızlık mücadelesini anlattı

Ölümünün 14. yılında yakınları, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş'ın, Kıbrıs Türklerinin özgürlük ve bağımsızlığı için verdiği mücadeleyi anlattı.

Denktaş'ın torunu Rauf Denktaş, Ulusal Birlik Partisi Lefkoşa Milletvekili Zorlu Töre ve Denktaş'ın 17 yıl yakın korumalığını yapan Serdar Müderris, Rauf Raif Denktaş'a dair anılarını, 14. ölüm yılında AA muhabirleriyle paylaştı.

Torun Denktaş, dedesini anlatmanın bir zaman kavramına sığmayacağını belirterek "Rauf Denktaş'ın torunu olmak bile büyük bir gurur, büyük bir sorumluluk. Bu sorumluluk bilinciyle biz de onun adını, ona yakışır bir biçimde taşımaya çalışıyoruz." dedi.

Özgürlük mücadelesi vermiş bir liderin torunu olmanın, başardıklarını kendisine yol haritası seçmenin, temel felsefesi olduğunu belirten Rauf Denktaş, şunları söyledi:

"Bugün bu ülkede huzur içinde güvenli bir şekilde yaşayabiliyorsak bu, mukavemeti sağlamış Kıbrıs Türk halkı, şehitlerimiz ve ana vatan Türkiye'mizin sayesinde. Bugün huzur içerisinde KKTC'de yaşıyoruz ve mücadelemize halen devam ediyoruz. Denktaş'ın bıraktığı yerden devam ediyoruz. Anadolu halkıyla el ele, kol kola devam ediyoruz. Hala aynı sıcaklığı, aynı sevgiyi, aynı özveriyi vererek devam ediyoruz."

Torun Denktaş, dedesinin büyük ve yol gösterici bir lider olduğunu vurgulayarak "Onun açtığı yolu, kazanımlarını bu devlete sahip çıkarak devam ettiriyoruz. Denktaş çok yardımsever, çok hoşgörülü, mizaha düşkün, kendini çeşitli dillerde ifade edebilen güçlü bir kişilikti." diye konuştu.

Dedesinin hem halk hem de muhalifleri tarafından çok sevilen biri olduğunun altını çizen Denktaş, dedesinin önceliğinin ailesinden önce halkı, devleti ve ana vatan Türkiye olduğunu vurguladı.

Denktaş, dedesinin pazar günlerini ailesine ayırdığını belirterek "Her pazar aileye ayrılırdı ve belli saatlerde tüm aile bir masada toplanırdı." ifadesini kullandı.

Dedesinin kendisini ava değil, bir civciv üretim tesisine götürdüğünü anlatan Denktaş, "Siz hayvanları öldürmeyi değil, nasıl ürediğini öğrenin.' dedi. Bize avı aşılamadı ama hayvan sevgisini aşıladı. Çok ciddi bir hayvan sevgisi vardı." dedi.

Denktaş, dedesini anlata anlata bitiremeyeceğini vurgulayarak şunları kaydetti:

"Çok şükür onu yaşama fırsatını, onunla sohbet edebilme fırsatını elde ettik. Bu, bizim için büyük bir mutluluk. Onu özlüyoruz. Bugünü gördükçe daha da özlüyoruz ama verdiği mücadelenin de boşa bir mücadele olmadığını görüyoruz. Bugün bir devletimiz var, bir çatımız var, bir güvenliğimiz var. Bu mücadeleyi verdiği için de ona minnettarız. Ana vatanımıza minnettarız. Daha iyisini, daha güzelini yaşamak için, yaşatmak için bu mücadele, yaşadığımız sürece devam edecektir."

- "O, bize daima ışık tutmaya devam edecektir"

Ulusal Birlik Partisi Lefkoşa Milletvekili Töre de önce devletin, sonra ana vatan Türkiye ve Türk ordusunun "en büyük güvence" olduğunu söyleyerek "Devletten vazgeçme asla kabul edilemez. Egemenlik olmadan da devlet olmaz. Devletin temeli egemenliktir. Egemenlik de halka ve toprağa dayanır. Dolayısıyla hem halkımıza hem topraklarımıza sahip çıkacağız." diye konuştu.

Denktaş'ın "Devletim diyorum, anlıyor musunuz? Egemenliğimiz var, anlıyor musunuz? Özgürlüğümüz var, anlıyor musunuz? Bağımsızlık diyorum, anlıyor musunuz?"sözlerini hatırlatan Töre, şöyle davam etti:

"İfadelerinde hep devlete olan bağlılığı, Türk milletine olan sadakati vardır. Türk Mukavemet Teşkilatının ruhu vardır Rauf Raif Denktaş'ta. Biz de onun izinde yürümeye devam ediyoruz."

Töre, Denktaş'tan nasihatler aldığını belirterek "Denktaş gerçekten büyük bir liderdi, dava adamıydı. Hiçbir şekilde Rum'a inanmıyordu. Uluslararası insan hakları, Avrupa Birliği (AB) gibi ifadeler onu aldatmıyordu. Hatta şöyle bir ifadesi var; 'Avrupa'nın havucu sizi aldatmasın.' Dolayısıyla ben AB'nin taraf tuttuğunu zaten sürekli söyleyenlerden bir kişiyim." değerlendirmesinde bulundu.

Denktaş'ın "Beni Türk Mukavemet Teşkilatının kurucusu olarak, ondan önce Cumhuriyet'in kurucusu olarak, ondan önce Türk ordusunun Ada'ya gelmesini sağlayan adam olarak hatırlayınız ve Türk ordusuna sahip çıkınız." ifadelerini hatırlatan Töre, Denktaş'ın son nefesinde bile "Söyleyin onlara, burası da bağımsız bir devlettir, bağımsız bir cumhuriyettir." sözlerinin altını çizdi.

Denktaş'ın Cumhuriyet'in hem kurucusu hem de savunucusu olduğunu vurgulayan Töre, "Hiçbir zaman federal bir çözüme inanmadı. Görüşmeler yaptı ama bu görüşmeleri zaman kazanmak için yaptı. Bir de dünyaya Rumların anlaşmaz bir tutum içerisinde olduğunu anlatmak için yaptı. Dolayısıyla Denktaş gibi bir lidere sahip olduğumuz için elbette Kıbrıs Türk halkı çok şanslı bir halk olmuştur." ifadelerini kullandı.

Denktaş'ın "Ben Türkiyesiz cennete bile gitmeyi kabul etmiyorum." dediğini de aktaran Töre, Denktaş'ın hem Türk ordusunun hem Türkiye'nin varlığını bu şekilde izah ettiğini vurguladı.

Töre, "Onun mekanı cennet olsun, ruhu şad olsun. O, bize daima ışık tutmaya devam edecektir. Bağımsızlık aşkı, sonsuza dek devam edecektir." dedi.

- Esprili, mütevazı ve çalışkan

Denktaş'ın 17 yıl yakın korumalığını yapan Müderris, göreve başladığı ilk gün Denktaş'ın elini öptüğünü ve kendisiyle kucaklaştığını anlattı.

Müderris, Denktaş'ın esprili ve mütevazı biri olduğunu belirterek "Gözünüze, yüzünüze baktığı zaman bütün yorgunluğunuzu üzerinizden alacak bir enerjisi vardı." diye konuştu.

Koruma olarak göreve başladığı ilk günlerde, arkadaşlarının, acemiliğini atana kadar arabayı fazla kullanmaması yönünde kendisine uyarıda bulunduğunu söyleyen Müderris, Denktaş'ın bu konuya yönelik esprili tutumunu şu sözlerle anlattı:

"Tam o günlerde sadece içeride ben varım, Başkanımızın dışarıda bir programı yoktu. Bir misafiriyle çıktı. Bana 'arabayı sürme' dediler ya, çekiniyorum arabanın yanına gitmekten. 'Oğlum sürmeyeceksen, gel yanıma otur. Ver anahtarı, işimiz var' dedi." ifadelerini kullandı.

Müderris, eski Rum lider Glafkos Klerides'in Denktaş ile yemek yemek için Ada'nın Türk tarafına gelirken araç plakasının değiştirilmesinin dikkatini çektiğini belirterek bir hafta sonra Rum tarafına yemeğe gidilirken bu sefer Denktaş'ın araç plakasını Cumhurbaşkanı'nın eşi Aydın Denktaş'ın kullandığı aracın plakası "ES747" ile değiştirdiğini ve bunun Rum basınında yanlış anlaşılmaya sebep olduğunu şu sözlerle aktardı:

"1-2 gün sonra görüşmeler bitince (Denktaş) dışarı çıktı. Cumhurbaşkanım beni işaret ederek Klerides'e bir şeyler söyledi. Tabii bu beni tedirgin etti. Arabaya binince özür dileyerek 'Efendim bir hatam, yanlışım mı oldu?' dedim. Gülerek bana, 'O arabaya plakayı ne koydunuz siz?' dedi. Ben de Cumhurbaşkanımıza kısaca izah ettim, onlar böyle geldi, biz de bunu böyle yaptık diye. Rum basını biz gitmeden bir gün önce, yemeğin hemen akabinde 'Türkler, bize savaşı hatırlatmak için özel plakayla geldiler.' diye bütün basın organlarında çıkmış. 'ES747, egemenlik savaş 74'ün 7'nci ayı' diye Rumlar yorum yaptı."

Her gün 20 saate varan mesai süresi boyunca Denktaş'ın yanında olmanın çok özel bir şey olduğunu dile getiren Müderris, birçok kişinin göremediği şeylere şahitlik etmenin gurur verici ve fedakarlık isteyen bir şey olduğunu kaydetti.

Müderris, Denktaş'ın 17 yıl boyunca bir günü bile kendine ayırmadığının altını çizerek programı olmadığı zamanlarda halkın nabzının attığını söylediği köy kahvelerini ziyaret ettiğini belirtti. Müderris, Denktaş'ın, köy ziyaretinde alınan notları inceleyerek vatandaşların sorunlarıyla bizzat alakadar olduğunu anlattı.

Denktaş'ın bir hafta sonu eşinin baskısıyla otel odasında dinlendiğini belirten Müderris, bu otele giderken işleri olduğunun altını çizerek giriş çıkışlarına karışılmamasını şart koştuğunu kaydetti.