Başbakan Üstel, Hristodulidis’in 1960 yılında kurulan ve Kıbrıs Türk halkının eşit kurucu ortağı olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti’ni “yeniden yapılandırma ve modernleştirme” söylemiyle ele almasının, Rum tarafının eşit ortağını silah zoruyla yönetimden dışladığı ve Kıbrıs Anlaşmaları ile Anayasa’yı tek yanlı biçimde ihlal ettiği siyasetin halen devam ettiğinin açık bir itirafı olduğunu vurguladı. Uluslararası hukuka aykırı şekilde gasp edilen ve yalnızca Rumlara aitmiş gibi sunulan bir yapının reform söylemleriyle sürdürülmeye çalışılmasının, Kıbrıs sorununu çözümsüzlüğe mahkûm eden temel zihniyet olduğunu kaydetti.

Rum Yönetimi Başkanı’nın “vatanın kurtarılması ve yeniden birleştirilmesi” yönündeki çağrılarına da değinen Üstel, bu söylemlerin Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliğini reddeden, güvenlik ve garantörlük sistemini ortadan kaldırmayı hedefleyen ve geçmişte defalarca başarısız olmuş çözüm modellerinin yeniden dayatılmasından ibaret olduğunu belirtti. Kıbrıs Türk tarafının, Crans Montana’da çöken müzakere süreciyle birlikte federal çözüm modelinin Rum tarafının uzlaşmaz tutumu nedeniyle artık geçerliliğini yitirdiğini defalarca net şekilde ortaya koyduğunu hatırlattı.

Üstel, Kıbrıs’ta tek gerçekçi ve sürdürülebilir çözümün, egemen eşitlik temelinde yan yana var olan iki ayrı devletin iş birliğine dayalı bir model olduğunu vurguladı. Kıbrıs Türk halkının iradesinin, kendi kendini yönetme hakkının ve egemenliğinin hiçbir şekilde tartışma konusu yapılamayacağını belirten Üstel, müzakerelerin yeniden başlayabilmesi için ön koşulun Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün açık biçimde kabul edilmesi olduğunu kaydetti.

Rum Yönetimi Başkanı’nın, Avrupa Komisyonu Başkanı tarafından Kıbrıs Özel Temsilcisi atanmasından duyduğu memnuniyeti dile getirmesi ve AB–Türkiye ilişkilerini Kıbrıs sorunuyla ilişkilendirme çabalarına da tepki gösteren Üstel, bu yaklaşımın kabul edilemez olduğunu söyledi. Kıbrıs Türk tarafı açısından Avrupa Birliği’nin Kıbrıs sorununda tarafsızlığını yitirdiğini, Kıbrıs Türk halkına uygulanan haksız izolasyonların sürdürülmesinde rol oynayan bir aktör konumunda bulunduğunu ifade eden Üstel, bu nedenle KKTC’nin söz konusu temsilcinin tarafsız ve adil bir tutum sergilemediği sürece bu girişimi tanımadığını ve desteklemediğini daha önce açık şekilde ilan ettiğini hatırlattı.

Bugün ve yarın sabah saatlerinde don olayı yaşanacak
Bugün ve yarın sabah saatlerinde don olayı yaşanacak
İçeriği Görüntüle

Başbakan Üstel, Kıbrıs Türk halkının 2026 yılına kendi egemen devleti olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ve Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü ve etkin garantörlüğü altında girdiğini vurguladı. Bölgesel güvenlik ve istikrarın yolunun Rum tarafının tek yanlı adımlarından değil, Kıbrıs Türk halkının meşru haklarının tanınmasından ve iki devletin karşılıklı saygı ve iş birliği içinde yaşamasından geçtiğini ifade etti.

Bu çerçevede Gaspçı Rum Yönetimi’ni, adadaki fiili ve siyasi gerçekleri esas almaya, iki ayrı egemen devletin varlığını kabul etmeye ve yapıcı bir anlayışla Doğu Akdeniz’in huzur, refah ve istikrarına katkı koymaya davet eden Üstel, Kıbrıs sorununun bugün geldiği nokta ve taraflar arasındaki derin ayrışmanın, GKRY’nin söylemleri ile gerçek müzakere zemini arasında ciddi bir kopukluk bulunduğunu açıkça gösterdiğini belirtti.

Üstel, Kıbrıs Türk tarafı olarak bazı hususları bir kez daha vurgulamak istediklerini kaydederek, uluslararası toplum ve AB Konseyi Başkanlığı çerçevesinde geliştirilecek hiçbir girişimde Kıbrıs Türk halkının eşit hak ve çıkarlarının yok sayılamayacağını ifade etti. Her türlü uluslararası inisiyatifin yalnızca GKRY’nin pozisyonunu güçlendirmeye değil, iki halk arasında eşitlik temelinde bir çözüm zemini oluşturmaya hizmet etmesi gerektiğini belirtti.

Rum tarafının geçmişte sergilediği uzlaşmaz tutumun bugün de aynen devam ettiğini kaydeden Üstel, GKRY’nin 2025 yılı boyunca yürüttüğü diplomasiyle Kıbrıs Türk tarafının eşit statüsünü ve garantörlük haklarını yok saymayı sürdürdüğünü, Kıbrıs Türk halkının varlığını müzakere dışında bırakmanın sahadaki gerçekleri değiştirmeyeceğini vurguladı.

GKRY’nin askeri ve diplomatik ittifaklar yoluyla güçlendirdiği dış ilişkilerin adada barışa değil gerilime hizmet ettiğini belirten Üstel, savunma alanında yapılan bu tek yanlı girişimlerin bölgesel dengeyi zedelediğini ve çözüm umutlarını zayıflattığını dile getirdi. Kıbrıs Türk halkının eşit hakları, güvenliği ve güvencelerinin müzakere masasında vazgeçilmez öncelikler olduğunu vurgulayan Üstel, KKTC olarak mülkiyet, güvenlik, garantiler ve eşit uluslararası statü konularında adil ve sürdürülebilir çözümleri açık ve kararlı biçimde savunmaya devam edeceklerini söyledi.

Başbakan Üstel, yeni yılın karşılıklı saygıya dayalı diyalogların güçlendiği, somut ve gerçekçi siyasi adımların atıldığı, iki halk arasında güvene dayalı bir geleceğin inşa edildiği bir yıl olmasını temenni ederek, her iki halkın da huzur, refah ve istikrar içinde yaşayacağı bir 2026 yılı diledi.