Öztürkler, bu tür eylemlerin adada barış ve huzur içinde yaşama iradesini zedelediğini, toplumlar arası güveni aşındırdığını ve fanatik bir yaklaşımın göstergesi olduğunu belirtti.
Tarihsel olarak EOKA’nın kanlı mirasının terör ve katliamlarla dolu olduğunu vurgulayan Öztürkler, “Bu mirası sahiplenmek geleceğe değil, geçmişin karanlığına tutunmaktır” dedi.
Her milli günlerde tekrar eden bu senaryoların Rum yönetiminin Avrupa Birliği ve Avrupa Parlamentosu’nu arkasına alarak gerilimi tırmandırma çabası olarak görüldüğünü ifade eden Öztürkler, bu yaklaşımın adada yan yana yaşayan iki halkın huzurunu değil, karşılıklı güvensizliği beslediğini söyledi.
Öztürkler, bu tür fanatizmin yalnızca Kıbrıs Türklerini değil, Rum toplumunu da çıkmaza sürüklediğini belirterek, “Gerilimin artması adanın geleceğini ortak yaşamdan uzaklaştırır ve Güney’in de katlanamayacağı sonuçlar doğurur. Barışın alternatifi yoktur; Şiddet ve nefret söylemleri her iki taraf için de yıkıcıdır” dedi.
Rum yönetiminin bilmesi gerektiğini vurgulayan Öztürkler, “EOKA’nın kanlı mirası bir kahramanlık değil, insanlık dışı bir terör geçmişidir. Bu mirası sahiplenmek Avrupa değerleriyle bağdaşmaz. Bayrak yakmakla, poster yakmakla barışın önü kesilemez; aksine bu tür eylemler çözüme olan ihtiyacı daha da görünür kılar” ifadelerini kullandı.
Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in Paskalya mesajında dile getirdiği “müzakerelerin yeniden başlaması” çağrısı ve “İşgalle asla uzlaşmayacağız” sözlerini de değerlendiren Öztürkler, bu söylemin Rum yönetiminin hâlâ EOKA’nın kanlı mirasını sahiplenerek tek taraflı bir üstünlük anlayışını sürdürdüğünü ortaya koyduğunu söyledi
Öztürkler ayrıca, Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Yeorgios’un “Ada’daki Yunan varlığının artmasını istemesi, kilisenin siyasetin ve bu zihniyetin aynı çatı altında olduğunu açıkça göstermektedir. Dinî bir kurumun böylesine siyasi ve militarist bir söylemi benimsemesi barış ve huzur arayışını gölgeleyen, toplumlar arası güveni zedeleyen bir tavırdır” dedi.
Son olarak Öztürkler, “Kim ne söylerse söylesin, Türk askeri adadan gitmeyecek. Kıbrıs Türk halkı olarak, güvenliğimizin ve barışımızın teminatı olan Türk askerinin Ada’daki varlığının devam edeceğini kararlılıkla ilan ediyoruz. Bu varlık, halkımızın özgür iradesinin ve eşit yaşam hakkının vazgeçilmez güvencesidir” ifadelerini kullandı.