Sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Manavoğlu, şunları kaydetti:

BM Genel Sekreteri Guterres’in kişisel temsilcisi olarak atanan Sayın Maria Angela Holguin ziyaretlerini tamamlarken geçmişten tecrübesi olanlar ve siyasetin çeşitli yerlerinde konuşlananlar çok değerli yorumlarını yapıyorlar. Bu yorumların yanına kişisel temsilci Houlgin’e, iki tarafın liderlerine ve iki tarafın halkına mektup niteliğinde,tarafsız değerlendirmemi ben de eklemek istedim;

Senelerce uzlaşıcı taraf olan , gerek Annan Planı gerekse Crans Montana sürecinde iradesini çözümden yana koyan Kıbrıs Türk tarafının ve Türkiye'nin tüm gayretlerine rağmen gelinen noktada, rum kesimi tarafından talep edilen federasyon için görüşmelere kaldığı yerden devam edelim teklifi çözüm sürecini sekteye uğratmıştır.
BM Genel Sekreteri de gelin oturun BM çercevesi kapsamında tekrar müzakere edin ama süreç yine Rum tarafı yüzünden çökerse Türk tarafına şu şu garantileri vereceğim diyememiştir.
Ve 2021’in Nisan ayında Cenevre’de Kıbrıs müzakereleri bağlamında zeminden ciddi bir uzaklaşma olduğunun ilk sinyalleri alınmıştır.
Sonrasında gerek TC gerekse Kıbrıs Türk liderliği yeni politikayı,yani eşit egemen iki devlet olarak bir çözümün tek olasılık olduğunu vurgulamaya devam ediyoruz.

Güney Kıbrıs ise 2023 Şubat seçimlerine kadar Kıbrıs konusunda hareketlenmedi. 
Yeni başkan Nikos Hristodulidis göreve geldikten birkaç ay sonra hareketlenmeye başladı ve Türk tarafının yeni politikasının karşısında elini rahat bularak aslında doğasına aykırı olan federal çözüm taraftarı rölünü oynamaya başladı. 
Hatta bu “çok istediği” federal çözümün yanı sıra Kıbrıslı Türkler yararına önlemler için çalışma başlattığını da duyurdu. Ama diğer taraftan 2005’ten kalma bir dosyayı tozlu raflardan indirerek Kıbrıslı Türk bir avukatı acımasızca, ailesiyle tatil yaptığı bir ortamda İtalyan yetkililere tutuklattırmayı da bildi.

Sayın Houlgin aslında ortak zeminin olmadığının çok net olduğu bir ortamda adaya geldi. Fakat birilerinin dediği gibi işi zor değil, işini bilene hiçbir zaman iş zor gelmez yeter ki her koşulda tarafsız,gerçek bir arabulucu esnekliğini koruyabilsin ve sabırlı olsun.

Bazı gerçekleri ortaya koyarak değerlendirirsek;

Üstel: KKTC ile Türkiye arasındaki sarsılmaz bağlarımızı teyit ettik Üstel: KKTC ile Türkiye arasındaki sarsılmaz bağlarımızı teyit ettik

Türk tarafında pek çok farklı görüşte olan siyasinin buluştuğu ortak nokta gerek güven artırıcı önlemlerin gerekse diğer işbirliklerinin üzerinde daha samimi çalışılması gerektiğidir.
Fakat Rum liderin 14 maddelik açılımına Kuzey’de siyasetin sağından soluna herkes olumsuz tepki gösterdi.
Bu da yetmezmiş gibi Güney’deki muhalif siyaset de Hristodulidis’e olumsuz bir şekilde yüklendi.
Hal böyleyken  Kuzey'de bu kadar gün iki devletli çözümü destekleyenler de , federal çözüm için irade koymak isteyenler de , çözümden önce işbirliği söylemini ortaya koyanlar da bu maddelerin hilafında bir tutum sergilediler...
Diğer taraftan da liderleri federal çözümü konuşmak istediğini vurgularken (Tabii ki Guterres çerçevesinde hem fikir olmadığımız maddeler var diye de ekleyerek)  Kıbrıslı Türklere, azınlıklara verilen haklar kadar bile açılım yapılmasını istemeyen Güney siyaseti de tuz biber ekti….

Artık gerçekler üzerinden gerçek politikalar ortaya koyma zamanı gelmiştir.
Çözüm modeli ne olacak kavgaları devam ettikçe zaman boşa akıp gidecek yine bizler izolasyonlar,ambargolar altında ezilmeye devam edeceğiz. 
Türkiye Cumhuriyeti de her ortamda Kıbrıs konusunu yine önünde görerek baskı altında kalacaktır.
Bu yüzden ilk etapta Sayın Houlgin çözüm modeli konuşturmadan, ortak zemin var mı yok mu sorusuna cevap bulmadan önce, 14 madde ve diğer birlikte çalışma konuları için iki tarafı masaya oturtmayı önceliklerse ve zorlarsa yeni bir başlangıç için ilk adım atılmış olur.

Editör: Pelin Yükselay