KKTC

Hasipoğlu: Hristodulidis’in uzlaşmazlıklarına tahammül edilmemeli

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu BM yetkilisi Holguin’in Kıbrıs ziyareti öncesi değerlendirmelerde bulundu...

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hasipoğlu BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Cuellar Holguin’in önümüzdeki Çarşamba günü başlayacağı açıklanan Kıbrıs ziyareti öncesi uyarılarda bulundu.

Hasipoğlu, Cumhurbaşkanı Erhürman’ı Rum lider Hristodulidis’in uzlaşmazlıklarına tahammül edilmeyeceğini Holguin’e bildirmeye davet etti.

Oğuzhan Hasipoğlu, Cumhurbaşkanı’nı “ Bayan Holguin’e müzakere masasının kurulabilmesi için ortaya koyduğu dört şartın yerine getirilmesi için uzun bir süre beklemek niyetinde olmadığını, Hristodulidis’ten kısa sürede yanıt beklediğini söylemesi çağrısında da bulundu”

Hasipoğlu açıklamasında şunları kaydetti:

“Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Sayın Maria Angela Holguin’in önümüzdeki Çarşamba günü Ada’da başlatacağı temaslar, Sayın Tufan Erhürman’ın Cumhurbaşkanlığı görevine başlamasından sonra Kıbrıs meselesinin hangi zeminde nasıl seyredeceğinin belli olması bakımından son derece kritiktir.

Ulusal Birlik Partisi olarak Rum liderin uzlaşmaz, tehdit edici, şımarık tutumunu yakından izliyor ve bir kez daha bu tutum karşısında egemen eşitliğimiz, KKTC’nin Rum Devleti ile eşit uluslararası statüsü tescil edilmeden, iki Devlet’in işbirliği yapacağı bir anlaşma için çalışılacağı BM tarafından kararlaştırılmadan müzakere masasının kurulamayacağının altını bir kez daha çizmekte fayda görüyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanı, Bayan Holguin’le yapacağı görüşmede Hristodulidis’in uzlaşmazlıklarına, tehdit ve şımarıklıklarına tahammül edilmeyeceğini, müzakere masasının kurulması için ortaya koyduğu dört şartın yerine getirilmesini uzun bir süre beklemek niyetinde olmadığını, kısa sürede yanıt beklediğini bildirmelidir. Bu, Sayın Cumhurbaşkanı’nın müzakere masası kurulsa dahi sonuç almak için bir zaman sınırlaması konulmasını şart koşması ile de uyumlu bir bildirim olacaktır. Aksi halde Rum oyalama taktiklerini sürdürecek, Kıbrıs Türk halkının yıllardır maruz bırakıldığı belirsizlik ve statü gaspı devam edecektir.

Bu arada Başbakan Ünal Üstel’in de yakın zamanda dikkat çektiği üzere, son dönemde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Lübnan arasında imzalanan sözde “Münhasır Ekonomik Bölge Sınırlandırma Anlaşması’nın”, KKTC’nin ve Kıbrıs Türk halkının haklarına açık bir saldırı olduğu da Bayan Holguin’e anlatılmalı, bu anlaşmanın yürürlüğe girerek KKTC bölgesine fiili bir saldırı olması halinde gerekenin yapılacağı kendisine açıkça ifade edilmelidir.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin son yıllarda hızlandırdığı yeni silah alımları, yabancı ülkelere verilen askeri üs imkânları, AB ve diğer ortaklarla kurulan askeri iş birlikleri de bizleri rahatsız etmektedir.

Bir kere daha vurgulamak isteriz ki, Ada’daki hassas güvenlik dengelerini bozmak var olan barış ortamını zehirlemektedir ve hiç kimse Türk tarafının bunlar karşısında eli kolu bağlı olduğunu zannetmemelidir.

Öte yandan UBP olarak BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi’nin dikkatine şu hususları getirmekte büyük fayda görüyoruz:

1- Tüketilmiş, denenmiş bir çözüm modeli olan federal çözümü Kıbrıs’taki tarafların önüne yeniden koymaya çalışmanız boşuna çaba olacaktır.

2- Esas önemlidir. Bu bağlamda, egemenliğimiz, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi gibi konularda anlaşamayacağımız sabit ise, bu konularla ile ilgili takvimi içeren prosedürel konuların tartışılmasının bir anlamı yoktur. Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanının 4 maddelik şartları bir bütün olarak kabul edilmiyorsa, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünün devamı Rum tarafınca reddediliyorsa ( ki Hristodulidis’in son beyanları bunu gösteriyor) bir an önce müzakere zemininin olamayacağı teyit edilip daha fazla zaman kaybedilmeden, yine Cumhurbaşkanın önerisi olan on maddelik iki devletin iş birliğini gerçekleştireceği görüşme masasına geçilmelidir. Rum tarafının bizi daha önce yaptığı gibi federal zeminde sonuçsuz müzakere zeminine çekmesine izin verilmemelidir

3- Kıbrıs’ta kendi kendini yöneten , egemen iki Halk, iki Devlet vardır. Türk tarafı bu gerçeğe uygun bir çözüm isterken Rum tarafı federal çözüm kisvesi ve maalesef BM’nin yanlış kararları nedeniyle tüm adayı yeniden Rum hegemonyasına sokacak bir anlaşmayı hayal etmektedir.

4- BM’nin yapması gereken Kıbrıs Türk Halkı’nın haklı talepleri ile Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın dört yıl üst üste BM Genel Kurul Toplantısı konuşmalarındaki çağrılarına, önerilerine kulak vermektir.

5- Bilinmelidir ki Kıbrıs Türk Halkı’nın en fazla güvenine mazhar olmuş , en uzu süre iktidarda kalan, en büyük partisi UBP, dün olduğu gibi, bugün de yarın da asla Devlet olgusundan , egemen eşitlikten taviz verilmesini kabul etmeyecek Kıbrıs Türk Halkı ile birlikte KKTC Devleti dünyada hak ettiği yeri alana dek mücadelesini sürdürecektir.