Gülbahar yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
“Milli Mücadele Vakfı olarak Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman’ın ‘Cumhurbaşkanlığı’nda 200 Gün’ başlıklı basın toplantısında yaptığı değerlendirmeleri, Kıbrıs konusunda meydana gelen son gelişmeler ışığında dikkatle izledik ve değerlendirdik.
Bize göre Sayın Erhürman’ın ifade ettiğinin aksine, Kıbrıs konusunda düne göre daha iyi değil, daha olumsuz bir noktadayız.
Rum tarafının artan silahlanması, KKTC’yi ekonomik olarak çökertmeye yönelik ekonomik saldırıları, siyasi izolasyonu, Güney Kıbrıs’ın artan bir şekilde askerî üsler bölgesi hâline getirilmesi, Avrupa Birliği’nin tüm imkânlarının Türkiye ve KKTC aleyhine kullanılması dozunun yükseltilmesi bunun en açık göstergesidir.
Sayın Erhürman, Kıbrıs konusuyla ilgili ülkeler nezdinde temaslar yaparak haklarımızı anlatacağını, sonuç alacağını iddia ederek göreve başladı. Ancak Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 24 üyesi, Rum tarafının Avrupa Birliği tam üyeliğini, Fransa ve Almanya’yı kullanarak yaptığı girişimler sonrasında KKTC Taşınmaz Mal Komitesi’nin etkinliğini tartışma noktasına geldi.
Mülkiyet davaları hâlâ devam ediyor. Hâlâ önemli sayıda KKTC’li iş insanı için Rum başvurularıyla alınan uluslararası tutuklama kararları sürüyor.
Kimse bunu başka türlü yorumlamasın: Ortada ileriye gidiş değil, gerileme söz konusudur.
Rum tarafı hâlâ Sayın Erhürman’ın dört maddelik ön şartlar dizisine olumlu yanıt vermemiştir.
Yeni kapıların açılması, Kıbrıs Türk gençliğine uygulanan spor ambargosunun giderilmesi konularında da en küçük bir ilerleme yoktur.
Daha da önemlisi, Rum liderliği Avrupa Birliği’nin ekonomik ve siyasi gücünü kullanarak Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkeler üzerinde baskı kurmaktadır. Kazakistan ve Özbekistan’ın son dönemde Güney Kıbrıs ile geliştirdiği ilişkiler tesadüf değildir. Avrupa Birliği’nin mali imkânları ve siyasi etkisi kullanılarak KKTC’nin uluslararası alanda yalnızlaştırılması yönünde faaliyet yürütüldüğü açıkça görülmektedir.
Bütün bu gelişmeler yaşanırken, Kıbrıs konusunda “başladığımız noktanın çok daha ilerisindeyiz” değerlendirmesinin hangi somut verilere dayandığı kamuoyu tarafından anlaşılmayı beklemektedir.
Gerçek ilerleme; Rum tarafının Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini kabul etmesiyle, KKTC’nin uluslararası statüsünün yükseltilmesiyle, haksız izolasyonların kaldırılmasıyla ve iki taraf arasında gerçek bir eşitliğin tesis edilmesiyle ölçülür.
Kısacası Sayın Cumhurbaşkanı’nın 200 günü aşan görev süresinin sonunda söz verilenler havada kalmış, Rum tarafı bildiğini yapmaya devam etmektedir.
Yapılması gereken, KKTC’nin egemen eşitliğinde ve eşit uluslararası statüsünde ısrar etmek, devlete sahip çıkmak, KKTC’nin tanınması ve tanıtılması politikasına yönelmektir.
Gerisi hikâyedir; Kıbrıs Türkü’ne yarar sağlamaz.”