Erhürman, göreve geldikleri günden bu yana halkın çözüm iradesi doğrultusunda belirledikleri yol haritasına bağlı kaldıklarını belirterek, müzakerelerin ancak somut sonuç üretmesi halinde anlamlı olacağını ifade etti.
Erhürman, şunları kaydetti:
Halkımızın çözüm iradesi çerçevesinde, göreve geldiğimiz günden itibaren (hatta bazı konularda çok daha öncesinden beri) dile getirdiğimiz ve çok önemsediğimiz bazı fikirler vardı.
Bunlar, özetle şunlardı:
1. Müzakare olsun diye müzakere, 5+1 olsun diye 5+1 istemiyoruz. Çözüme ulaşalım diye müzakere, sonuç üretelim diye 5+1 istiyoruz
2. İki liderin 5+1 öncesinde, Lefkoşa'da, "müzakere masası"nda değil, "görüşme masası"nda, en azından bazı güven yaratıcı önlemlere çözüm üretmesini ve güven zedeleyen yaklaşımlardan vazgeçilmesini istiyoruz.
3. "Bu defa farklı olmalı" düşüncesi çerçevesinde, metodoloji konusunda anlaşmadan müzakereye geçmeyi doğru bulmuyoruz.
4. Sn. Hristodulidis'in muhatabı biziz, başka türlü algı yaratma çabalarını eşitlik ilkesi çerçevesinde kabul etmiyoruz.
Sn. Genel Sekreter'in adada yaptığı görüşmelerin formatının ve adadan ayrılırken yaptığı açıklamada ortaya koyduğu "yol haritası"nın bu yaklaşımlarla örtüşmesini, bizim kazandığımız, Kıbrıs Rum tarafının kaybettiği şeklinde bir yaklaşımla ele almıyoruz. Bize göre, çözüme doğru ilerlemek isteniyorsa (yolun sonunda çözüm olup olamayacağını şimdiden tahmin etmek elbette mümkün olmamasına karşın) doğru yaklaşım budur ve çözüme doğru ilerlemek için taşların doğru döşenmesi iki tarafın da lehinedir.
Bu bağlamda, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde halkımızla paylaştığımız "yol haritası" çerçevesinde yürüdüğümüz için huzurluyuz ve Sn. Guterres'in adaya gelmesinin öncesine oranla daha doğru bir noktada olduğumuz kanaatini taşıyoruz. Şimdi önemli olan 5+1'in gerçekleşmesini olanaklı kılmak için "ev ödevleri"nin yapılması. Bunun için iç çalışmalarımıza yoğun bir şekilde devam ediyoruz ve ayırılırken Sn. Guterres'in önünde söylediğimiz gibi, muhatabımızla mümkün olan en sık şekilde görüşmeye hazırız.





