Zorlu Töre, kabulde yaptığı konuşmada, Kıbrıs meselesinin Türkiye ile ortak milli  dava olduğunu söyledi.

Töre, Kıbrıs'ta Rum ve Yunan ikilisinin adayı Yunanistan’a bağlama isteği karşısında, Kıbrıs Türkü'nün büyük direniş gösterdiğini, 1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de Kıbrıslı Rumlar ve Yunanistan’ın niyetinin değişmemesinden dolayı bozulduğunu, 1964’te Ada’da Birleşmiş Milletler Barış Gücü görevlendirilmesine rağmen Kıbrıslı Türklerin katledilmesi ve göçmen yapılması durumunun devam ettiğini anlattı.

Osmanlı’nın adayı İngilizlere kiraladığı 1878’den 1974’e kadar 96 yıl Kıbrıs Türkü’nün felaket dönemi olduğunu kaydeden Töre, 1964 ve 1967’de Kıbrıslı Türklere yönelik saldırıların durdurulması için Türkiye müdahalede bulunduğunu ancak Kıbrıslı Türklere yönelik yapılan darbenin ardından 1974’te Yunan cuntası ve EOKA B’nin “darbe” girişimi neticesinde Türkiye’nin adaya gelmesinin kaçınılmaz bir hal aldığını söyledi.

Sağlık Bakanlığına 2 ambulans ve tekerlekli sandalye bağışı Sağlık Bakanlığına 2 ambulans ve tekerlekli sandalye bağışı

Töre, “Artık ayrılmak yok. Çünkü vücudun bir parçası ana vücutla birleşmiş oldu” dedi.

Adadaki Kıbrıslı Türklerin de Osmanlı’dan kalan Türkler olduğunu belirten Töre, ”Hepimiz Türk’üz, Türk milletiyiz ve beraberiz” dedi

Töre şöyle dedi: “Geldiğimiz bu noktada davamız sona ermiş değildir, çünkü ateşkes var. KKTC’nin ekonomik ve sosyal yönden kalkınması lazımdır.”

-Akar

Hulusi Akar ise Kıbrıs’ta ciddi bir mücadele verildiğini ancak daha yapılacak işlerin bulunduğunu, temennilerinin bir taraftan buradaki güvenliğin mükemmel bir hale gelmesi diğer taraftan da Kıbrıs Türkü'nün refahının arttırılması olduğunu ifade etti.

Akar, Türkiye’nin KKTC makamlarıyla yapacakları değerlendirmelere bağlı olarak Türkiye’nin tüm imkanlarını seferber ederek, Kıbrıs Türkü'nü çok daha ileri seviyeye çıkarmak için KKTC’deki makamlarla çalışacağını belirtti.

T.C. ile KKTC’nin ayrı gayrısının olamayacağını ifade eden Akar, “Bizim kardeşliğimiz bakidir” dedi.

KKTC’nin şu an gözlemci statüsünde olduğu Türk Devletleri Teşkilatı’na tam üye olacağına inandığını da kaydeden Akar, “Avrupa Birliği, diğer ülkeler, Birleşmiş Milletler ne derlerse desinler, ne yaparsa yapsınlar, kendi inandığımız plan ve hedefler istikametinde yürümeye değil koşmaya devam edeceğiz” dedi.

Akar, Kıbrıs Türkü'nün siyasiler, iş dünyası, akademi dünyası tek yürek ve  yumruk halinde çalışmaları sürdürmek zorunda olduklarını söyledi.

Editör: Pelin Yükselay