15 Temmuz biz Kıbrıs Türkler için oldukça üzücü bir günün yıl dönümüdür…

15 Temmuz 1974’te Rum-Yunan ikilisi toplumsal yok oluşumuz için düğmeye basmış ve Kıbrıs adasında bir darbe girişimine cesaret etmişti.

O dönemin yoklukları içerisinde Anavatan Türkiye, Kıbrıs Türkü için tüm riskleri alarak Mutlu Barış Harekatı’nı gerçekleştirmiş ve bizleri Helen boyunduruğu altına girmekten kurtarmıştı. Elbette burada Mehmetçik kadar Mücahidimizin de büyük mücadelesi unutulmamalıdır…

Tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.

Bizler için böylesi önemli bir tarih bundan 10 sene önce Ankara ve İstanbul’da yaşanan hain bir saldırı ile artık sadece bizim için değil tüm Türk milleti için de çok önemli bir dönüm noktası haline gelmişti.

Parçası olmaktan gurur duyduğumuz Türk milleti 15 Temmuz 2016’da deyim yerindeyse ‘ekmek yediği kaba pisleyen’ hainler tarafından darbe girişimine maruz kalmıştı.

Bundan 10 sene önce 15 Temmuz gecesi bedenlerini savaş uçaklarına, tanklara ve silahlı askerlere karşı siper eden Türk halkı gerçek bir destan yazmıştı…

Bu satırları Başkent Ankara’dan 15 Temmuz destanını iliklerime kadar hissettim bir organizasyonun ardından yazıyorum…

Türkiye Cumhuriyeti İletişim Başkanlığı’nın organizasyonu ve Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği’nin girişimi ile KKTC’den üç gazeteci, 21 farklı ülkeden 41 yabancı gazeteci ile birlikte anma programlarını takip ediyoruz.

Bir anma programı gibi görünebilir ama aslında bir direniş, bir milletin ayağa kalkışı, bir destan, bir zaferi yaşıyoruz…

Program çerçevesinde ilk ziyaretimizi Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT)’na yaptık. TRT önemliydi zira darbecilerin silah zoruyla binayı basıp bir kadın spikeri zorla ekrana çıkarıp darbe yaptıklarını dünyaya duyurmak istedikleri o tarihi stüdyodaydık…

O gece yaşanılanlar birden zihnimde belirdi… Ürperiyor insan… Buradaki program sırasında aralarında Amerika’dan Etiyopya’ya, Türki Cumhuriyetlerden Güney Kore’ye kadar birçok farklı milletten gazeteci de o geceyi sanki bire bir yaşadı… Tümümüz bu tarihi stüdyoda fotoğraflar çektirip bu anı ölümsüzleştirirken, güven içinde yaşamanın ne kadar kıymetli olduğunu aramızda konuştuk…

İkinci durağımız ise 15 Temmuz Demokrasi Müzesi’ydi… Çok farklı milletten gazetecileri bile gözyaşına boğan muhteşem bir müzeden bahsediyoruz… Dört bir yanı ekranlarla kaplı olan ve turun başlamasıyla kendinizi bir anda o dehşet gecenin içinde hissettiğiniz bir ambiyans yaratılmış… Türk F16’larının Türk milleti üzerine bombalar yağdırdığı, Türk tanklarının kendi vatandaşlarını ezip ilerlediği, silah seslerinin yürekleri delip geçtiği o gece…

Tüm bunlara rağmen korkmayıp sinmeyip ölüm pahasına sokaklara dökülen Türk milleti, darbecilere karşı verdiği mücadele ile gerçek anlamda bir destan yazdı. Müzede o anları an be an yeniden yaşarken, bir anda o kapkara gecenin nasıl aydınlandığını anlattı bize… Türk milletinin korkusuz mücadelesi ile tarih yaprakları 16 Temmuz’u gösterdiğinde darbe bastırılmış, halk kazanmıştı… İşte müzenin son noktası da ellerinde Türk bayrakları ile sokaklara çıkmış insan figürleri ile karşılaştık… Devleti simgeleyen dev bir çınar ağacının bölgesinde devletine sahip çıkan Türk milletini simgeleyen bu ambiyans gerçekten görülmeye değer.

Aksakal: KTC'nin deniz yetki alanlarındaki hakları, Türkiye'nin haklarından ayrı düşünülemez
Aksakal: KTC'nin deniz yetki alanlarındaki hakları, Türkiye'nin haklarından ayrı düşünülemez
İçeriği Görüntüle

Programımız İstanbul’da devam edecek… Bu destansı mücadelenin İstanbul ayağını da sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyorum…